Tarantizmo

İşte Tarantizmo budur. Yanlış yerde, yanlış zamanda çalınan müzik ve en olmadık durumlarda dans etmek.

Tarantizmo

Bogotá, 2018

"Tarantismo, istemdışı oynama hastalığı. Müziği duyunca elin ayağın seyirmeye başlıyor," dedim.

"Hah! Bizim Paola'daki marazın teşhisini sonunda koyduk," dedi öğrenci radyosundaki sunucu.

"Ama olayın kökeni İtalya'ya dayanıyor. Çok kültürlü bir coğrafyadan ulus-devlet çıkarmaya çalışan yerlerde çok standart bir hikaye bu. Mussolini'nin kültürel programı, tek kültür, tek dil, tek bayrak olduğundan, İtalya'da bir çok farklı dili konuşmak yasaklanıyor. 'İtalyanca konuş vatandaş,' kampanyası. Bununla birlikte müzikler, danslar da yasaklanıyor mecburen. Tarantella da bunlardan biri.

"Herkes gizli gizli, polisin jandarmanın olmadığı yerlerde dillerini konuşmaya devam ediyor tabii. Bu şizofreni halinin eninde sonunda geçeceğini tahmin ediyorlar. Müzik biraz sesli olduğu için gizli gizli yapmak daha zor. Bu arkadaşlar da uluorta çalmanın bir yolunu icad ediyorlar. Akordiyonu, mandolini alıp meydana çıkıyorlar. Diyorlar ki, 'Hayır tarantella çalmıyoruz, arkadaşı tarantula sokmuş, tarantizmo olmuş, onun iyileştirme ritüelini yapıyoruz, zehri atıyoruz.' Böylece, biraz da dalga geçerek kültürü sürdürüyorlar.

"Milliyetçiler, kültürel hafızadan korkarlar. Şimdi; bu adam tek dil, tek millet, tek bayrak diye bir masal yutturmaya çalışıyor. Ezelden ebede, insanların doğal hali 'ulus' olmaktır diyor. Ama kültürel hafıza başka bir şey söylüyor. Tek bir dil yok diyor. Binlerce yıldır farklı diller konuşarak dip dibe yaşayıp gidiyoruz diyor. İtalya'nın bir ucundaki Puglia, diğer uçtaki Piemonte ile aynı dili konuşmuyor. Hatta işin kötüsü, Piemonte yan taraftaki Fransızla daha kolay anlaşıyor. Dilleri daha yakın. Ritimleri, melodileri zaten ortak. O zaman ulusal sınırlar fikri havada kalıyor. Neden ben tanımadığım Tarantoluyla birlik olup komşum Fransız'a savaş açıyorum? Kız alıp verdik biz onlarla be!

"Delilikten, spontanlıktan da korkuyorlar. Peñalosa belediye başkanı olduğunda sokakta çalmayı yasaklaması tesadüf değil. Halbuki kültürel destekler devam ediyor. Ama hepsi kayıt altında olacak. İçkiye şu kadar vergi koyacağız, alkol ruhsatına bu kadar paha biçeceğiz, canlı müzik yapan mekana bu kadar 'eğlence vergisi' koyup kapanma saatini de 11 yapacağız. Yani önce sektörün kendi kendini döndürmesini imkansıza yakın hale getireceğiz, sırtına sülük gibi yapışacağız. Sonra da deste deste paralarla gelip destek dağıtacağız. Sonsuz formlar doldurtup, hangi yerde kim çalmış, kaç kişi girmiş çıkmış hepsini kayıt altına alacağız. Müziğin yerini, zamanını ve içeriğini tamamen kontrol edeceğiz. Canlı müzik yapmaya çalışan mekanlardan topladığımız vergilerle kimsenin gelmediği belediye konserleri düzenleyeceğiz.

"İşte Tarantismo budur. Yanlış yerde, yanlış zamanda çalınan müzik ve en olmadık durumlarda dans etmek."

Çocuk ağzı açık bakakaldı.

Profesyonel gazeteciler röportajı sıkı sıkı tutuyor, salmıyorlar. Her şeyden önce hazırlıklı geliyorlar. Aklında bir soru varsa, 'sanatçıya sorup öğrenirim,' demiyor. Önce sorunun cevabını araştırıyor. Bu hazırlık bir miktar genel kültür, bir o kadar da tecrübeyle birleşince programı kendi istedikleri çizgide tutabiliyorlar. Bir bakıyorsun yarım saat konuşmuşsun, müzik, prodüksiyon, konserler falan filan anlatıp durmuşsun da politikaya girememişsin bile. Oldu da canlı röportaj istemedikleri bir yöne gider gibi olursa da hemen lafı kibarca kesip şarkı arası girmeyi çok iyi biliyorlar. Tecrübe.

Ama bu, üniversite radyosu. Amatörler. Zaten az ünlü olduğumuz için bize profesyonel gazeteci seyrek denk geliyor. "Neden Tarantismo? Neden sokakta?" gibi ucu açık sorular soruyorlar. Pek de bilmedikleri konularda ben sayıp dökerken lafımı kesemiyorlar. Müzik grubu çağırdık, eğlenceli röportaj yapacaktık, Faşist İtalya'ya nasıl geldik?.. Anlamıyorlar.

Ben de mikrofonu bulunca, Mussolini'den girip, Uribe'den çıkıyorum. İtalya hikayesi ne kadar doğru onu bile bilmiyorum. Bir kısmını bir yerlerde okudum, geri kalanını kendim uydurdum. Hikayenin gerçekliğine çok da önem vermedim. Yeterince heyecanlandırıyorsa, ilham veriyorsa, harekete geçiriyorsa gerçektir. Yarattığı duygu gerçekse, gerçektir, yeter.

Radyosuna konuk olduğumuz Javeriana, özel üniversite. Haydi bir kısmı burslu, çok daha büyük bir kısmı da Amerikan tipi öğrenci kredileriyle okuyor. Yani illa ki şuursuz zengin çocuklarıyla karşılaşacağız diye bir şey yok. Öyle olmadı tabii. Alakasız, depolitize tiplerle karşılaştık.

Araya soktuğum korsan söylevimin de çok bir yere ulaştığı yok. Ben kendimi eğliyorum. Radyo kanalını bir avuç insan ya dinliyor ya dinlemiyor. Zaten o yüzden konuk biziz. Düzgün bir kitleleri olsa gerçek ünlü çağırırlardı. Olmayınca, sokaktan ilk bulduğun çalgıcıyı tut getir.

Çokça balkan, çingene müzikleri çaldığımız için bizi hokkabazlığa, cambazlığa eşlik müziği olarak görüyorlar. Programı yapan çocuk da çıkışı orada buldu.

"Yeni albümden bir şarkı koyalım," dedi. "Circus diye bir parça görüyorum burada. Evet El Terrible Taratismo'dan geliyor, Circus, haydi eller havaya!"

Albümü bile dinlemeden nasıl şarkı seçiyorsun be çocuğum? Madem bilmiyorsun sorsana. Ama çekiniyor tabii. Şarkıcı manyak çıktı; bir soru daha sorarsa FARC propagandasına falan girme ihtimalimden korkuyor.

Gringolara toptan gıcığız. Tarımsal bölgelerde zaten Amerika'ya, Avrupa'ya muz yetiştirmek için çılgınca bir rant dönüyor. United Fruit Company, muz işçileri kıyımından yüz yıl sonra hala Kolombiya'da muz yetiştirmeye devam ediyor.

Bunlara teoride zaten karşıyız. Eylemlerde, politik hareketlerin içeriğinde bu hep var. Bir de pratikte her gün karşı karşıya olduğumuz gringolar var.

Kartel ve iç savaş belli bölgelere sıkıştırılınca Kolombiya turizme açıldı. Kur farkıyla burada krallar gibi emekliye ayrılan gringolar İspanyolca öğrenmeye zahmet bile etmiyorlar.

Marquez sağolsun buranın kültürü, gerçekliği turistlere seyirlik bir sirk gibi geliyor. Kamerayı sadece gösteri yapana değil, yoldan geçene de çeviriyorlar. İzin istemeye gerek görmeden burnunun dibine girip fotoğraflar, vidyolar çektikten sonra bozuk para bile atmadan yürüyüp gidiyorlar. Lonely Planet'ta "sokakta cüzdanınızı çıkarmayın," diye okumuşlar bir kere.

Ama o kadar fakiriz ki, işin ucunda üç-beş dolar kazanma ihtimali varsa gurur yapacak lüksümüz yok. En güzel geleneksel kıyafetlerimizi giyip, gringolara gösteri yapabilme ayrıcalığı için birbirimizi yiyoruz.

Şarkıda bahsi edilen 'sirk' bu.

Sunucu çocuk şarkıyı koydu. Circus belki de albümdeki en öfkeli şarkı. Daha ilk notalardan olayın hokkabazlık müziği olmadığı belli oldu. Özel okulun radyosunda karanlık akorlar tınladı. Ben gururla sırıttım, çocuğun yüzü düştü.