Kurbanlıkların gözleri
Her kurban bayramında aynı görüntüler… Boğazlanmak üzereyken kaçıp kurtulmaya çalışan kurbanlıklar insanın sadist ruhunu açığa çıkaran manzaralar sergiliyor. Boğalar, danalar, iri baş koçlar kementlerini koparıp can havliyle fırlıyor, sığınacak bir yer, insandan uzak bir kovuk arıyorlar. Ama ne yazık ki şehirlerin labirentlerinden kurtulamıyor, yeniden yakalanıp zincire vuruluyorlar.
Uzak yaylalardan, kırsal alanlardan toplanıp vagonlarla, kamyonlarla kentlere taşınan bu canlılar başlarına gelecekleri belki de çok önceden seziyor. Sahiplerinin sesindeki titreşimden, telaşlı davranışlarından bunun uğursuz bir yolculuk olduğunu hissediyorlar. karanlık ve sakin gökyüzünden çok uzaklarda, kör edici ışıkların altına bırakılıyorlar. Durmadan yanıp sönen spotlar, ardı arkası kesilmeyen trafik akışı, korna gürültüleri ve insan kalabalığı arasında oradan oraya sürüklenirler. Doğal yaşam alanından ve sürüsünden koparılan hayvan kısa sürede yeme içmeden kesilir, hızla çökmeye başlamadan satılır.
Son saatlerini daracık bir bahçede seslerinden, kokularından yabancı olduklarını anladığı yeni sahiplerinin tuhaf bakışları altında geçirir. Az ötesinde temkinli duran çocukların ürkekliğinden, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu çoktan hissetmiştir. Artık yapacağı tek şey var: Kaçmak. İpini koparıp önüne çıkan bütün engelleri aşmak.
Bizim günahkâr hayırseverimiz ise her şeyden habersiz bıçaklarını biliyor. Boynuna kement geçirdiği, günlerce bağlayıp korkuttuğu hayvancağızın her şeyi fark ettiğini, o tedirgin bekleyişte ölümün kol gezen ağırlığını sezdiğini düşünmüyor. Bu halde bile kurbanından itaat bekliyor.
Şu insanoğlunun düş gücüne hayran olmamak elde değil. Sen kalk “kıldan ince kılıçtan keskin” bir köprü yaptır, işlediğin onca günahın ağırlığıyla hoop köprüden aşağıya… Tam da fokurdayan cehenneme giden akıntıya kapılmak üzereyken kementlerle bağlayıp gözünü kırpmadan boğazladığın o hayvan gelip seni ve onca zulmünü sırtlasın. Hem de cennete, hurilerin arasına aldırsın seni.
Kurbanlıkların kaçışı her yıl ekranlara aynı görüntüleri taşıyor. Tekrar yakalanıp boğazlanmaları sadist ruhlara her yıl eğlenecek manzaralar sunuyor. Ve bu insanlar ibadetlerini yerine getirmenin huzuruyla bayram sofralarına oturuyor. Aynı mantığın sonucu olan Tanrılarının onları bağışlayıp cennetle mükâfatlandıracağına tevekkül ediyorlar.
Hayır! Hiçbir Tanrı için, hiçbir cennet düşü için herhangi bir canlının yaşamına kastedilemez.
Kansız bayramlar dileğiyle.