Apo ve DEM Parti’nin büyük ihaneti
Özgürlük için mücadele eden ve bu uğurda hayatını ortaya koyanlar; adınıza müzakere yapıldığı iddia ediliyor. Oysa ortada bir müzakere yok, size yalnızca sonuç bildiriliyor. Eğer gerçekten bir müzakere olsaydı, on dört aydır adaya gidip gelen DEM heyeti, kamuoyuna açıklanmış somut bir karşı teklif sunardı.
İmralı Heyeti, 17 Ocak Cumartesi günü adaya gidip Öcalan ile görüştü. Heyetin yaptığı kısa açıklamada, görüşmenin ana gündeminin Suriye’deki gelişmeler olduğu belirtildi.
“SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek Suriye devlet kurumlarına eksiksiz ve geri dönüşü olmayacak biçimde entegre edilmesi, federasyon, özerklik ve bölünme tartışmalarının gündemden çıkarılması, Suriye hükümetinin Fırat’ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın tüm ülke sathında egemenlik sağlaması, yapay coğrafi, etnik veya siyasi bölünmelerin önüne geçilerek üniter devlet yapısının korunması”.
Bu tablo, görüşmede konuşulan ve onaylanan konunun ne olduğunu göstermektedir. Heyetin bir yıldır kamuoyundan gizlediği çerçeve tam olarak budur.
27 Şubat deklarasyonunda Öcalan’ın bizzat dile getirdiği “ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır. … tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısının başından beri Suriye’yi de kapsadığı, görmek isteyenler için açıktı. Fakat DEM’in yönetici ve siyasetçileri büyük çabalarla bu gerçeğin üstünü örttüler. “Süreç işliyor” yalanıyla kitlesel tansiyonu kontrol altında tuttular.
Özgürlük için mücadele eden ve bu uğurda hayatını ortaya koyanlar; adınıza müzakere yapıldığı iddia ediliyor. Oysa ortada bir müzakere yok, size yalnızca sonuç bildiriliyor. Eğer gerçekten bir müzakere olsaydı, on dört aydır adaya gidip gelen DEM heyeti, kamuoyuna açıklanmış somut bir karşı teklif sunardı. En azından imha ve tasfiye planlarıyla masadaki görüşmeler arasına mesafe koyardı.
Apo ve DEM’in bu büyük ihanetine kimlerin ortak olduğu elbette bir gün ifşa edilir. Ama unutmamalı ki, SDG’nin tasfiye edilip Kürt güçlerinin Cezire (Kamışlı) bölgesiyle sınırlı kalmasına dünden razı olan Barzani de aynı gün Erbil’deki toplantıda bu ihanetin “kolaylaştırıcısı” olmuştur.