Üretken zihinler amaçsızlığa hapsedildiklerinde ölürler

"Amaçsızlığa hapsedildik..."

Üretken zihinler amaçsızlığa hapsedildiklerinde ölürler

Ne kadar zamandır bu böyle bilmiyorum ancak, dünya insanlığa hiçbir şey vadetmiyor. Derin bir umutsuzluk ve amaçsızlık içerisinde boğuluyoruz. Umut ve amaç olarak kabul ettiğimiz şeylerin dış dünya ve zihinlerimiz tarafından inşa edilmiş olduğu gerçeğini çözümleyip, hakikati görmeye başladığımız andan itibaren her şey daha da içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

Amaçsızlığa hapsedildik.

Bize sunulan tek şey; başta sosyal medya olmak üzere içi boşaltılmış gündelik ve tek seferlik kullan-at zevkler. An gelip de başlarımızı ekranlardan kaldırdığımız zaman, her şeyin geçip gitmiş olduğunu fark edeceğiz.

Peki ne yapmalı?

Korkarım ki hiçbir şey.

Zira bir şeyler yapmak üzere kalkıştığımız her zaman ve süreç sonunda aslında sadece boşa çabaladığımızı ve kendimizi başka bir illüzyona hapsettiğimizi fark edeceğiz. Tüm suçu insanlarda bulmak anlamsız. Başlarını telefon ekranlarından kaldırmalarını söylüyoruz. Peki ya sonra? Daha yaratıcı ne gibi bir faaliyette bulunacaklar? Kitap mı yazacaklar, müzik mi yapacaklar? Bunlara kim değer verecek?

Mühür kimdeyse Süleyman odur.

Ve ne yazık ki mührü Süleyman’ın ellerinden kapma niyetinde olan dağınık kitleler ise bir araya gelme ve organize hareket etme kabiliyetinden yoksun. Ya da en iyi ihtimalle hedefin neresinden yaklaşıp onu alt edeceklerini bilmiyorlar.

Kimisi kollarına sarılmış Süleyman’ın, kimisi bacaklarına dolanmış. Birbirinden umutsuz bireylerden oluşan kitlelerin ise Süleyman’ın neresini tuttuğu aşikâr.

Tüm emeklerimizin içi boşaltıldı.

Arkası sağlam bir yerlere dayalı birilerinin desteğiyle ilerleyebiliriz ancak. Yoksa istediğimiz kadar üretken, çalışkan veya sanatçı zihniyetli olalım; hiçbir anlamı yok.

Netice itibariyle her şey PR demek. Bu da eşittir para demek oluyor. Yani, zamanında “sırtını devlete daya rahat et” minvalinde verilen fikirler hâlâ daha kısmen de olsa geçerli denilebilir. Hiç sanatla ya da diğer herhangi bir yaratıcı şeyle uğraşmaya gerek yok. Duygusal ve bedensel tatmini sağlayacak zevklerin ardında koşturup, kalan zamanımızı bunlarla doldurmak hepsinden yeğdir. En azından belki artık duygusal çöküntü yaşamayız.