Çocuklarımıza, liseli öğrencilerimize

Fransa’da ülke çapına yayılan olayları kaygıyla izleyen veli temsilcileri, aşağıda okuyacağınız metni öğrencilere, öğretmenlere ve aynı zamanda öğrenci eylemlerine yönelik baskıyı yöneten bakanlara ilettiler. Metin hem bu durumun analizi hem de tanıklığı niteliğinde. [LundiMatin’in notu.]

Çocuklarımıza, liseli öğrencilerimize

Her şey için teşekkürler. Cesaretiniz, yürekliliğiniz ve kararlılığınız için.

Bize bekleyecek hiçbir şey olmadığını hatırlattığınız için teşekkürler. Biz de o kadar çok bekledik ki, sonunda bunun bedelinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz.

Günün bitmesini, haftanın bitmesini beklemek.; ayın başını, ödeme bildirimini beklemek. Ortalığın yatışmasını beklemek. Daha iyi günleri beklemek. Seçimleri beklemek. Otobüsü, metroyu beklemek. Sonunda yatmayı uyumayı beklemek. Ve her zaman uyumayı beklemek.

Size de beklemeniz söylendi. Günün bitmesini, tatilin başlamasını, Seçme sisteminin sonuçlarının açıklanmasını beklemeniz. Bir eğitim programına kabul edilmeyi, belki bir iş bulmayı, kendi bağımsızlığınızı elde etmeyi ve bunun özgür olmakla aynı şey olmadığını keşfetmeyi beklemeniz. Hayatın, aslında sona erdiği yerde başlamasını beklemek.

Beklemekten vazgeçmeniz gerçekten çok iyi oldu.

Mizahınız, kostümleriniz, havai fişekleriniz, dayanışmanız ve sokaklarda gördüğümüz o her şey için tebrikler.

Size bıraktığımız dünya bir harabe, sizin için hazırladığımız gelecek bir kabus, ama yine de eğlenmeyi başarıyorsunuz. Sizler bizim en iyi halimizsiniz; başaramadıklarımızın, vazgeçtiklerimizin toplamısınız.

Bunu biliyorsunuz ama bunu size tekrar söylemek önemli. Biz de çok endişeliyiz. Ama dünyayı olduğu haliyle kabul etseydiniz daha fazla endişelenirdik.

Öğretmenlere, gözetmenlere ve okul müdürlerine

Salı günü, daha iyi çalışma koşulları talep etmek için grev yaptınız. Yürüdünüz, miting düzenlediniz, sloganlar attınız ve sonra evlerinize döndünüz. Hükumet sizi küçümseme zahmetine bile girmedi.

İki günlük eylemleriniz sırasında öğrencileriniz, Élysée Sarayı’nda bir kriz masası kurulmasına, televizyon programlarında paniğin yayılmasına ve Fransız liselerinin büyük bir kısmının kapanmasına neden oldu. Bundan çıkarılacak bir ders var.

Onların taleplerini biliyorsunuz ve paylaşıyorsunuz: Aşırı kalabalık sınıflar, yerine yenisi atanmayan meslektaşlar, sağlıksız okul binaları, Mayıs ayından itibaren kavrulmamak için pencerelere asılan acil durum battaniyeleri. Ve tabii ki ÖSYS sistemi; onun zararlarını ve adaletsizliklerini ezbere biliyorsunuz. Her gün sizin ve öğrencilerinizin üzerinizde baskı yaratan bu iğrenç küçük seçme-eleme baskı makinesini, onun aşağılama pedagojisini. Oysa öğrencileriniz size şunu hatırlatmaya geldiler: Yapılanların hiçbiri geri alınamaz.
Aran
ızdan barikatlara katılan ve öğrencilerini destekleyenlere teşekkürler. Denklem basit: Nesnel olarak kaybedecek hiçbir şeyiniz yok, kazanacak çok şeyiniz var. Öncelikle siz de işe artık aşağılanmaya izin vermemekle başlayarak.

Eğer mevcut koşulları içtenlikle reddetseydiniz, durum bambaşka olurdu. Bir öğretmenin boğazını sıkmak, bir ötekinin kafasına plastik mermi ateşlemek o kadar kolay olmazdı. Ve belki o zaman herkes size katılırdı.

Laurent Nuñez’e, Edouard Geffray’e ve valilere

Günlerdir polis sizin emrinizle çocuklara saldırıyor. Sizin emrinizle çocuklar yerlere yatırıldı, sürüklendi, dövüldü, yakın mesafeden ateş edilen plastik mermilerle yaralandı. Onları sadece yaralamakla kalmadınız, gururlarını kırmak, aşağılamak için her şeyi yaptınız.

1949 lise öğrencisi gözaltına alındı, peki kaç polis hakkında soruşturma açıldı? Bundan ne ders çıkarılmalı?

Buna rağmen sorumsuzca yalanlarınıza devam ediyorsunuz.
“Fransa’nın İtaatsizleri”nin bu gençlik ayaklanmasında en ufak bir payı olduğunu düşünmek için, herhangi bir lisenin kapısından içeri adım atmamış olmak gerekir. Okulların önüne yığılan çöp kutularının “aşırı sol” tarafından gizlice getirildiğini ileri sürmek için bilgisiz ve bihaber olmak gerekir. Alçakça ve düpedüz yalan söylüyorsunuz.

Öğrenciler yeterli öğretmen, gerekli kaynak ve biraz saygı talep ederken, siz polise “orantılı güç kullanımından çekinmemelerini” söylüyorsunuz. Polis sendikaları plastik mermi ve gaz kullanmayı talep ederken siz valilere “yerel düzeyde bu talebe aykırı talimatlar” vermemeleri konusunda uyarıyorsunuz. Hiçbir şeyi uydurmuyoruz ya da abartmıyoruz; 2 Ekim 2026 tarihli Le Monde gazetesinde yazdıklarınızı okuyoruz. Çocuklarımıza karşı şiddeti teşvik ediyorsunuz. Altın kaplamalı makam odalarınızdan polisi kışkırtıyor, gözaltı ve yaralı sayısını sayıyorsunuz.

Bu sabah 400 lise kapatıldı. Öğrenciler tarafından değil, sizin kararnameleriniz yüzünden. Pandemi sırasında hazırlanan sağlık tedbirleri, şimdi gençleri evlerine kapatmak için kullandığınız silaha dönüşüyor. Bu numara çok bayat: herhangi bir lise yakınında toplanmak yasak. Evlerinden çıkmaya cesaret edenler gözaltına alınacak. Şiddeti kışkırttıktan sonra şimdi de gençleri hapsetmeyi organize ediyorsunuz.

Hepimize
Çocuklarımızın göz yaşartıcı gazlara rağmen tüm o neşe içinde dile getirdiklerini nasıl dikkate alabiliriz? Kendi vazgeçişlerimizin gölgesinden kurtulup nasıl bu duruma layık olabiliriz?

Bir sonraki ulusal eylem tarihi 6 Ekim olarak duyurulmuş, öncelikle orada olmak gerekecek.
Ebeveynler

Kaynak: lundiMatin